Alevi Kültür Merkezlerinin başlıca görevlerinden biri de bulundukları ülkelerdeki insanlara Alevi Kültürünü tanıtmak, kendi çocuklarımıza ve gençlerimize de kültürümüzü aktarmak olmalıdır. Bu felsefeyi iyi aktarabilmek için de büyük ozanlarımızı daha iyi tanımak, onların bilgeliğini, derinliğini ve yaşam biçimlerini doğru algılamak gerekiyor. Kerbelayı, Hallac’ı, Pir Sultan’ı, Yunus Emre’yi, Nesimi’yi, Hacı Bektaşı, Hatayi’yi ve daha bir çok büyük ozanımızın deyişlerini, nefeslerini, ve zor karşısındaki duruşlarını öğrenmek Aleviliği anlamak için bir zorunluluktur. Büyük ozanların görüş ve deyişleriyle aydınlanan Alevilik felsefesinin, göçmen olmanın olumsuz koşullarında gelecek nesillere hangi dil ve yöntemle anlatılacağı ise tüm Alevi kültür merkezlerinin bir diğer önceliği olmalıdır.
Bence doğayı ve tanrıyı insan sevgisinde birleştiren, kendi dışındaki tüm kültürlere yaşam hakkı tanıyan, bir çok devlet adamının referans gösterdiği muassır medeniyetlerin çok üstünde bir seviyeyi binlerce yıl önce yakalamış olan Alevilik kültürünü anlatmak çok da zor olmasa gerek. Özellikle gençlerimiz ve merak eden diğer insanlara Aleviliği anlatırken bu özden kopmamaya dikkat etmek, cemlerimizdeki 12 hizmet, müsahiplik, ulularımızın yaşamları ve 40’lar Cem’i gibi gelenekleri referans almak gerekiyor.
Alevi kültür merkezlerinin diğer bir görevide, Aleviliği asimile etmeye, yok etmeye çalışanlara karşı mücadele etmektir. Ülkemizde Alevi çalıştayları adı altında yürütülen planlı bir yok etme operasyonu sürdürülmektedir. Çalıştaylar 2009 Haziran ayında başlatıldı. Bu çalıştaylara 400 e yakın insan davet edildi. Bu davetlilerin büyük bölümü ilahiyatçılardan ve ömrünü Alevileri ve Aleviliği yok etmeye veren insanlardan oluşuyordu. Bu çalıştayların devam ettiği dönemde 8 Şubat 2010 da Avrupa Birliği Müzakerelerini yürüten devlet bakanı Egemen Bağış’la İngiltere Parlementosunda bir toplantıda karşılaştım. Sayın Bağış’a Alevilerin taleplerinin insani ve doğal haklar olduğunu ve bu taleplerin bir an önce uygulamaya konulması gerektiğini söyledim. Bunun üzerine Bağış Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dersim’de yaptığı Cemevi ziyaretine atıfta bulunarak, ‘80 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Cumhurbaşkanı Cemevini ziyaret etti ve Alevi Çalıştayları başlatıldı, bunun hiçmi önemi yok’ dedi. Bnun üzerine ben ‘tabiiki önemlidir ama bu açılımların samimiyeti ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gerek kalmadan Alevi taleplerinin Kabul edilmesi ve uygulamaya başlatılmasıyla kanıtlanacaktır’ diye söyledim. Daha sonra çalıştayları yürüten Devlet Bakanı Faruk Çelik Almanya’ya geldi. Bakan Çelik Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu bileşenleri olan 14 Avrupa ülkesi Alevi federasyonu Başkanınında hazır bulunduğu toplantıya İAKM ve Cemevi başkanı olarak bende katıldım. Toplantıda bakan Çelik Alevilerin taleplerinin gerçekleşmesinin Türkiye’de yaşayan 72 milyon insanında kabulleneceği oranda hayata geçirilebileceğini ifade etti. Örneğin Madımak konusunu Sivaslıların kararına bırakacaklarını söyledi. Ayrıca Çelik bugüne kadar Devletin Alevilerle ilgili bir arşivinin olmadığını ama Çalıştaylar sayesinde artık bir Alevi arşivinin olduğunu söyledi.
Bakan Faruk Çelik’in konuşmalarından Çalıştayların Aleviliğin geleceği açısından ne kadar tehlikeli bir rol üstlendiğini fark ettim. 50 yıl sonra Aleviler Devletin arşivinden Aleviliği öğrenecek, yani Çalıştaya katılan insanlar Aleviliği nasıl tarif etmişse o şekilde öğrenilecek. Bu tehlikeler karşısında Alevi Kültür Merkezi yöneticileri ve duyarlı Alevilere tarihi bir görev düşmektedir. Bir an önce yurt dışı ve yurt içi lobileri oluşturarak seslerini yükseltmeleri gerekmektedir. Bu çalıştayların Aleviliği ve Alevileri asla temsil yada tarif etmediğini her platformda dile getirmek gerekir.
İAKM ve Cemevi olarak bu bilinçle hareket ederek, İngiltere başbakanı Gordon Brown’la görüştüm. Başbakana Aleviliği anlatan bir dosya sundum. Dosyada Cem törenlerimizden tutunda Hünkar Hacı Bektaş’a kadar Aleviliği görsel olarak anlatan bir CD ve Aleviliği, şiirleri de dahil her yönüyle anlatan ingilizce bilgiler vardı. Başbakana Alevilerin Türkiye Cumhuriyeti Devletinden taleplerini ayrıntılı olarak anlattık. Tüm bunlar bir ay içerisinde olurken en son 11.3.2010 tarihinde İngiltere Parlementosunu tekrar ziyaret ederek verdiğimiz dosyanın takipçisi olduk.
Aleviliğin tarifini Aleviler yapmalı, nasıl yaşıyorlarsa öyle anlatmalılar diye düşünüyorum.
Bu site en başta Aleviliğin gençlerimize, çocuklarımıza ve merak eden insanlara doğru anlatılması çabasına katkı sunmayı hedeflemektedir.
Alevilik yazılı bir tarihin olmamasından dolayı büyük sıkıntılar yaşamış ve yaşamakta olan kültürlerden biridir. Tarihi boyunca kendini yazıya dökmediği için acı çekmiş ve kendi kaynaklarının olmamasının eksikliğini hissetmiştir. Tarihini hep başkasına yazdırıp bu yüzden yanlış tanınmış Alevi kültürünün günümüzün teknolojik koşullarından alabildiğine yararlanıp bu açığını kapatması ve kendi tarihini yazması bir zorunluluktur. Kağıda dökülmemiş bütün kültürler kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Alevilik adına yapılan her şey mutlaka kaydedilmelidir. ‘Söz uçar yazı kalır.’ Eğer geçmişte telli Kuran dediğimiz o gelenek olmasaydı, şiirlerimiz, türkülerimiz, ulularımız bugüne bir şekilde kalmasaydı, kültürü bugüne taşımamız, ve Alevilik hakkında bir çok şeyi bilmemiz mümkün olmazdı. Bu anlamda Alevi kültürü olarak basın yayına çok önem vermemiz ve kendi yayın organlarımıza sahip olmamız gerekiyor. Bu siteyle İAKM ve Cemevi olarak böyle bir çabanın ilk adımını atıyoruz.
Ayrıca İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi birçok faaliyeti olan ancak bütün bu faaliyetleri onbinlerce insana duyurmakta zorluk çeken bir kurum. Cemevi’nin bütün canlara ait kılınması ve verdiğimiz hizmetlerin bütün Alevilere ulaşması için de böyle bir adım zorunluydu. İsdedik ki siz bizden biz de sizden daha çok haberdar olalım, daha çok biraraya gelelim, daha çok iletişimde bulunalım.
Kendi özgünlüğü olan bir İAKM ve Cemevi yayın organı ve sitesi, yönetime geldiğimiz ilk günden bu yana aklımızdaydı. Bu projeyi nihayet acil işlerden fırsat bulup hayata geçirebildik. Londra Pir Sultan Abdal’ın Aleviliği anlatan ve İngiltere’deki Alevilerin sesi haline gelen bir yayın organı ve bir web sitesi olmasını hedefledik. Bu siteyle sadece buradaki Alevilere değil, diğer ülkelerde yaşayan Alevilere’de ulaşabilmeyi şiar edindik. İstiyoruz ki sitemiz bütün Alevileri ve Alevi felsefesine yakınlık duyanları kucaklasın, kültürümüzü merak edenlere bir kaynak ve rehber olsun. Bu sitenin hazırlanmasında emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür etmeyi İAKM ve Cemevi adına bu nedenle bir borç bilirim. Varolan bir açığı kapattığımıza inanıyor ve okuyucularımızdan destek, ilgi ve eleştirilerini bekliyoruz.
İsrafil Erbil
İAKMC Başkanı
Sayfa Başına Dön